Tevfik İzmirli – Kılıçdaroğlu.. Öne ittirilmiş çakma lider..

“Siyasi görüşleri ne olursa olsun, bu kadar kararsız, mantıksız ve zeka pırıltısından yoksun bir insandan imal edilen lider bu kadar olur..

Ben siyasetçi olsam bu insanla aynı takımda oynamak, hele onun kaptanlığı altında oynamak istemezdim..

Kılıçdaroğlu, adam kıtlığında öne ittirilmiş bir çakma lider olduğunu şu son 24 saat içinde yaptığı iki konuşma ile bile göstermiş oldu..

Allah hepimizi bu karakterden korusun..

Eline yetki geçerse pilot koltuğuna çocuk oturtmuş gibi oluruz..

Görünen köy kılavuz istemez.

Gördüğümüzün adını koymaktan çekinmeyelim..”

Merhabalar,

Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin siyasi görüşlerini tamamen bir kenara bırakıyorum..

Ben taraftarları değilim ama her fikir akımının, her hassasiyetin, büyük resime değişik bir renk kattığını, bunun tutulacak rotaya mutlaka etki edeceğini biliyorum.. İktidara gelemese de, her fikir mutlaka o büyük resime bir katkı yapmaktadır.. Temeli olan her fikir akımı faydalıdır..

Hem CHP’ye, hem liderine, hem fikirlerine, beğenmesem de, saygı göstermek zorundayım ve bu saygıyı gösteriyorum.

Ancak, Kılıçdaroğlu’nun sadece şu geçtiğimiz yirmidört saat içinde yaptığı bazı açıklamalara bakınca, zihin yapısında, mantık zincirlerinde bir bozukluk bulunduğunu düşünmeye başladım.

Yazıyı uzatmamak amacıyla, eleştirilerim siyasi olmayacak. İçeriğe hiç değinmeden, sadece son konuşmalarındaki mantık bozukluklarına ve tutarsızlıklara dikkat çekmek istiyorum.

1.)
WiliLeaks’de, Başbakan’ın, sekiz İsviçre bankasında toplam 2 milyar doları olduğu iddiası yer aldı.. Kılıçdaroğlu hemen “İspat etsin olmadığını” dedi. Başbakan, “Olmayan bir varlığın olmadığı nasıl ispat edilir?” diye cevap verdi. Aradan bir gün geçti, sanki o Kılıçdaroğlu gitti, yerine gelen şöyle konuştu:

“İsviçre’den ‘Hesabı yoktur’ diye bir yazı alsın, kamuoyu ile paylaşsın, yeter.. Ben de THY’den yazı alarak, filan tarihte falan şehirde olmadığımı ispat etmiştim..”

Yorum:
İşte tam bu nokta, benim koptuğum nokta oldu..

Neresinden tutmak lazım? Şöyle başlayayım: İlk talepte, dolaylı da olsa, “Vardır..vardır, eğer yoksa ispat etsin” iması var. Olabilir. Muhalefet lideridir. Suçlayabilir. O benim işim değil. Ben şuraya takılıyorum: Bir gün içinde bu ağır suçlamayı, şüphe imasını geri çekiyor. “Gitsin muhtardan bir ikametgah getirsin, dosyasına koyalım” kıvamında bir öneri yapıyor. Bu, bir dediğinin bir dediğini tutmamasına, kendi lafının arkasında duramamasına verdiği kaçıncı örnek?

Şu kısmı da, düzgün mantık zincirini kuramadığına, ya da hepimizi mantıksız yerine koymasına örnek: “Diyelim ki, Başbakan Erdoğan 2 milyar doları bir şekilde – herkes bunun meşru bir şekilde olamayacağını bilir – edindi ve bunu İsviçre’ye ya da herhangi bir vergi cennetine aktardı. Başbakanlık yapmış bir insan, ne kadar akılsız olmalıdır ki bu parayı ‘Recep Tayyip Erdoğan’ adına açılmış bir veya sekiz hesaba yatırsın..  Kılıçdaroğlu sözde eski Hesap Uzmanı. Hiç mi duymamış Off-Shore şirketleri, sahibi belli olmayan ‘trust’ları, isimsiz hesapları, her biri, bir öncekine ait olacak şekilde ayrı ülkelerde kurulmuş, mülkiyeti perdeleme amaçlı zincirleme paravan şirketleri, hukuk firmaları tarafından idare olunan çok ortaklı görünümlü ama belli büyüklüğü geçen banka hareketleri tek bir kişinin şifreli talimatlarına bağlanmış şirketleri, vs..
Şimdi Erdoğan İsviçre Bankalarından – hangi bankalardan o da belli değil, her bankadan mı? – ya da Merkez Bankası’ndan mı? – bir yazı alıp getirse, Kılıçdaroğlu’nun şüphelerini ortadan kaldırmış mı olacaktır? Eğer olacaksa, ben de “Bunlar ne asılsız şüphelermiş ki bir sudan yazı ile ortadan kalkabiliyormuş?” diye sorarım. Eğer kalkmayacaksa, bu yönde ciddi şüpheleri devam edecekse, “O zaman işi sonunda neden getirip sudan bir yazıya bağladın?” diye sorarım.. Zaten o TV’da konuşurken, ben kendimi bunları sorarken yakaladım..

Gelelim.. THY yazısına.. Sayın emekli Hesap Uzmanı.. Bir insanın belli bir tarihte belli bir şehirde bulunmadığını ya da bulunduğunu ispat etmesi kadar kolay bir iş var mıdır? O tarihte nerede olduğunu ispat ettiğin anda konu kapanır. Ya biletin, ya bir kredi kartı harcaman, ya bir otel kaydın, ya bir havaalanı giriş çıkış işlemin vardır.. Ayrıca oraya ajanlık için gitmediysen mutlaka oturup kalktığın, görüştüğün insanlar olacaktır, vs.. İnsan Başbakan’dan İsviçre’de hesabı olmadığını ispat etmesini talep ederken bu örneği mi verir, Allah aşkına? Bu da zeka seviyesine örnek..

2)
Hükümetin açığa aldığı iki general ve bir amiral, AYİM’de dava açınca, Bülent Arınç şöyle konuşmuştu:

“Bu davayı açanlar 3 tane general. Rütbeleri ne? Tuğgeneral, korgeneral, amiral. Peki AYİM’deki hakimlerin rütbesi ne? Binbaşı, yarbay albay. Ast ve üst münasabetine dayalı bir hiyerarşik sistemde bu hakimler tarafsız yargılama yapabilir mi? Bağımsız karar verebilir mi? Cevabını birileri versin. Bence çok zorlanırlar..Artık bu ikili yapılanmanın ortadan kaldırılması lazım. Tek bir Yargıtay tek bir Danıştay. Anayasa Mahkemesi nasıl tekse tekli bir yapıya dönüşmemiz lazım’

Kılıçdaroğlu, AYİM kararı açıklanınca,

“Bu mahkeme tarafsız olamaz demişlerdi. Şimdi çıkıp milletten özür dileyecekler mi?”

diye soruyor..

Yorum:
Bu cevabın mantıklı kabul edilebilmesi için Arınç’ın, “Askeri mahkemeler her kararda hata yaparlar. Mutlaka yanlış karar verirler. Bu davada da emir komuta içinde ters bir karar verecekler” gibi, istisna tanımayan, ihtimallerden bahsetmeyen bir ifade kullanmış olması gerekirdi. Kararın bu şekilde çıkması Arınç’ı yalanlamıyor ki.. Arınç’ın ne demek istediği izaha muhtaç değil. Her okuyan anlar. Askeri mahkemelerin bağımsızlığına güvenmediğini ifade ediyor.. Hiç kimse, “Bu mahkeme tarafsız olamaz” demedi.. “Tarafsız olmaları zor” dendi. Mantık bakımından arada dağlar var..  Konuşulan, emir komutalı mahkemelerin şüpheye yol açtığı, zaten hiçbir ileri demokraside ‘Askeri Yüksek Yargı’ bulunmadığıydı. Kılıçdaroğlu, polemikten galip çıkmak uğruna rakiplerinin laflarını çarpıtıyor.  Bu da güvenilmezliğine örnek..

Son söz:
Siyasi görüşleri ne olursa olsun, bu kadar kararsız, mantıksız ve zeka pırıltısından yoksun bir insandan imal edilen lider bu kadar olur.. Ben  siyasetçi olsam bu insanla aynı takımda oynamak, hele onun kaptanlığı altında oynamak istemezdim..
Kılıçdaroğlu, adam kıtlığında öne ittirilmiş bir çakma lider olduğunu şu son 24 saat içinde yaptığı iki konuşma ile bile göstermiş oldu..
Allah hepimizi bu karakterden korusun..
Eline yetki geçerse pilot koltuğuna çocuk oturtmuş gibi oluruz..
Görünen köy kılavuz istemez. Gördüğümüzün adını koymaktan çekinmeyelim..

Saygılarımla,

Tevfik İzmirli

Also read...

Comments are closed.